Yalnızsın Sen Yalnız Kal 4
Kronik karanlıklar çökmeye başladı, ışıklar yanmaya başladı yalnız şehrin dört bir yanında. Yalnızlıktan ve onun tetikleyicisi karanlıktan korkar herkes. Şehir perdelerini indirmeye başladı sokaklar yavaşça boşalıp yalnız kedi ve köpekleri ağırlamaya başladı. Ben sigaramı yakıp karanlığa gömülüp şehri seyretmek, kendimi boş sokaklara yalnız bir sirk oyuncusu gibi dolanmaya çıkardım, ışıkları da yakmadım. Gecenin kördüğüm ışığı pencerenin açık kalan yanından perdeleri sıyırarak içeri girmeye başladı, önümdeki kimsesiz masaya doğru yol aldı. Önce masadaki içinde kurmaca fikirler oluşturan kağıtları birer birer savurdu karanlığın üzerine sonra kitaplarımı kırmızımsı bir dille yalamaya başladı, odamda var olan ama yalnızlıktan kusacak durumda olan kalemime doğru yol almaya başladı o an kendimi ışığın hıza olan simetrisiyle yarıştırıyordum kimsesiz ve yapayalnız. Kalemi yere düşürüp üzerine mavi tonları boşalırcasına kusmaya başladı tıpkı bizler gibi ışıkta kusmaya başladı yalnızlıktan.
Yalnız bir adamım ben, ip üstünde saatleri, günleri, geceleri, mevsimleri sıraya dizer, üzerine metodlar uygulardım. Günler, aylar, geceler beni sorguya alırdı, ölürcesine dayaklar yer ardından sağlam bir sağlık raporu alır yerimde otururdum. Hayat bunu bize bir paranoya sofrasında bol menülü bir şekilde sunuyor her zaman zaten. Vuruyor, kırıyor, parçalıyor sonrasında bir karanlık odanın içine hiç olmamış gibi davranıp bırakıyor. Yalnızlık öyle sıradan bir mevcudiyet değildi tabikide, hayatına biri nal salar o zaman bile yalnızsındır ben mümkünse hep öyleyimdir. Aradan zaman geçer, kuşlar uçar, dans etmek bir fiil alır, insanlar kurgunun dışında kalır, balıkçı kayıkları bi iner bi çıkar ama o ışık senin yalnızlığının peşini bırakmaz. Ruh ve beden serumu reddetmiş vücut gibi yapışıp kalmış olacak bir süre sonra işte o an yalnızlık senin o silüetinin şah damarı olmuş olur. Işık ise sanki Firavun'un kucağından düşmüş korkak bir köpek rolüne bürünür bağzı zamanlar işte o zamanlar hayatın bizatihi bize seçmeli ders sunma vaktinin gelmiş olduğunu vasiyet eder. Ben şahsen o noktada dur diyebilenlerdenim, yalnızlık bedenimi kemirmiş kendi başına hareket eden bi kahraman rolüne bürünmüş oluyor tam da o sırada. Tanıdık bir üslup ile ayağım yere sağlam basar vaziyete gelip kendimi karanlığın içine bırakıyorum, gözlerim kapalı, aklımda ruh ve beden ilişkisi, bağzı hissiyatlar ve beni o noktaya getirmiş bir takım hikayeler. Karanlığın içine doğru gömülürken zamanı göğsüme basıp hızın en önemli faktörü oluyorum iki kişilik bando takımlarına inat. Bir zamanlar bando takımlarının en öndeki adamı olarak ruhumuzun eninde sonunda bir cetvelle ölçülmüş şekilde o karanlığa hitap edeceğini biliyorum ya da karanlığın en uç noktası olup yalnızlığa mahkum olacağını. Yeni doğmuş geceyi karşıma alıp doğuran binlerce yıldıza elbet hepimiz yalnız kalacağız diye haykırdım, odanın en kuytu köşesinde dolaşan ışık bile yalnızken hangimiz yalnız kalmayacaktık ki biliyordum bunu en azından biliyordum..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder