Defansif Orta Saha, Ofansif Senarist..
Devamı
Uyandım, gözlerimi açar açmaz aklıma yuvarlandı Sami. Günlerdir egenin bu güzel kasabasında onu arıyordum ama bir türlü ulaşamadım. Ben artık Ankara'ya gitmekten alıkoymalıydım kendimi çünkü bana da çok iyi gelmeye başladı Gümüşlük, tekrar aramaya koyulmak üzere yola çıktım. Günler böyle devam etti onu aramakla geçti ama ulaşamadım. Artık karar vakti geldi sanırım oturup düşünmem gerekiyordu ya işime geri dönüp bi ömür soru işaretleriyle yaşayacaktım ya da Sami'yi arayıp bulup yeni maceralara kucak açacaktım. Çok zor bir soruydu bu, günlerce kendime sormak zorunda kaldım. Hayatımız da sorulardan ibaret ya kendimize sormaktan öteye gidemiyoruz.
Gümüşlük'e geldiğimden bu yanı 45 gün olmuştu. Sarı Siyah Rakı Balık restaurantta oturuyordum prostat hastası olduğum için ikide bir çişe gitmek zorunda kalıyorum, kalktım lavaboya yöneldim birden lavabodan Sami çıktı ve şok oldum! Günlerdir aradığım adam çise giderken karşıma çıkmıştı ama hiç çaktırmadan içeri girdim meslekten biliyorum bu blöfleri çünkü izlemeliydim, ne yaptığını görmeliydim. Lavabodan çıkıp etrafı kolaçan ettim bi baktım en köşe masada oturuyor masama oturup onu izlemeye koyuldum. Önünde bi laptop, birsürü kâğıt, kalem, kitap yazı yazıyordu sanırım. Mekanın çalışanlarından her geldiğimde sigaram bittiği için otlandığım arkadaşı çağırdım, Sami'yi sordum ona. Her gece bu vakitlerde buraya gelip yemek yedikten sonra rakısını içip bilgisayardan birşeyler yazdığını söyledi. Aşırı sigara tükettiğini de vurguladı. Şaşırdım! Geçmişi futbolla geçen bi adam neler yazıyordu acaba, ilk aklıma anılarını yazıyor olabilir geldi. Günlerce aynı saatte buraya gelip onu gözlemlemeye devam ettim, gözlemlediğim kadarıyla sadece 2 duble rakı içer bol bol sigara içer, yazardı. Onun yanına gitmeye karar verdim ama kendimi tanıtarak gitmemeliydim ve öyle de yaptım birgün masasına gidip oturup tanışmak istedim karşılığında kibarca olumlu bir cevap aldım. Tanıştık ama Sami'den bahsetmedi günlerce. Sonra belli bir süreden sonra kendiliğinden anlatmaya başladı o anlattıkça Gümüşlük güzelleşiyordu ben mutlu oluyordum o süreçte istifa kararı alıp çalıştığım işyerinden arkadaşım Teyfik'i arayıp istifa dilekçemi faksladığımı söyledim. Bende artık Sami gibi özgürdüm kafamdaki soru işaretlerinin cevabını alıyordum. Birgün sordum kendisine:
+ Sami neden genç yaşta futbolu bıraktın?
+ Hem futbolu sevdiğini söylüyorsun.
- Bazen kişi ne kadar severse sevsin, ne kadar bir şeye bağlı olursa olsun o iş ona, hayatına etki etmiş birtakım şeyleri hatırlatıyorsa kişi o işle asla mutlu olamaz.
İşte benim istifa sebebimi de o açıklamıştı. Sonra sormaya devam ettim o da anlatmaya. Sami Bursa spor lisesinde okul takımında yer alırken takımın en iyisi olmasına rağmen mevkisi gereği gol atamıyordu pek. Sevgilisi ise onun gol atmamasına kızıp, tartışıp ayrılmışlar. Kısa bir süre sonra takımın forvet oyuncusuyla sevgili olmaya başlaması Sami'nin hayatını değiştirmiş. Yani Sami hırsından ötürü altyapıya yazılmış başarılı olup futbolcu olmuş sonrası malum zaten. İşte gol atma isteğinin nedeni ordan gelmeymiş, gol hırsının hayatına direk olarak etki ettiğini de biliyordu. Sami'nin şöhrete ulaşması eski sevgilisini geri getirtmiş ama gururlu biri olan Sami içinde leylaklar dolaşan bir ukte olmasına rağmen kabul etmemiş. Gururlu olması onun futbolu da bırakmasına sebeb olmuştu ya. Aradan zaman geçti Sami ile mükemmel iki dost olmaya başladık bu arada buraya yerleşip Sami'nin projelerine yardımcı olmaya başladım. Aylardır yazdığı şeyin ne olduğunu duyduğumda şok oldum. Senaryo yazıyordu, mükemmel bir senaryoydu bu. Günler geçti senaristimiz Sami senaryoyu bitirip gerekli yapımcılara yolladı. Senaryoya müthiş bir ilgi vardı ve At Yapım senaryoyu kaparak filmi çekmeye başladı. Sami filmi festivallere yollayacaktı ve öyle de oldu ülkenin en güzel festivallerinden birinde en iyi senaryo ödülü almayı başardı yani "aktif futbol kariyerinde atamadığı golleri bu alanda atıyordu" Sami. Zamanla beraber çalışmaya devam ettik çok mutluyduk ikimizde yazıp yazıp yolluyorduk herşey harika geçiyordu birbirimize çok da alıştık, bu arada Sami şiirde yazıyordu uzun boyunun aksine kısa şiirler yazıyordu o ayrı bi konu tabi. Ankaragücünü de yakından takip ediyordu Sami. Sami'nin gol hırsı yüzünden lige çıkamayan Ankaragücü o günden sonra düşüşe geçip küme düştü, bundan ötürü Sami kendini çok kötü hissedip bunalım sürecine girdi. Kendini suçluyordu halbuki o yıl lige çıksa aldığı ekonomik kazanımlar sonucu güzel günler geçirebilirdi ama lige çıkamayınca ekonomik sıkıntılar yaşanmaya başladı takımdan birçok oyuncu ayrıldı. Ankaragücü küme düşüp çok kötü günler geçirmeye başladı. Sami senaristliği bırakıp kendini kahretmeye başladı, tam da o vakitler bir gün beraber yaşadığımız evime gittim. Canım sıkkındı Sami'den ötürü, kapıyı açıp içeri girdim, evden ses gelmiyordu Sami diye seslendim ses çıkmadı yukarıya çıktım karşımda Ankaragücü formalarının altında Sami'nin cansız bedeni vardı şok oldum yine kahraman Sami yine şok olan bendim. Hayatımda ki ilk dostum, canım, gururlu kardeşim Sami ölmüştü, beni hayata bağlayan adam bu kez bana gol atmıştı, beni bırakıp girmişti. Gururlu adam demiştim Ankaragücünün bu durumunu gururuna yediremeyip intihar etti..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder