kademede bir kar tanesi
ürkek yalnızlığın çekmeye başlıyor beni kendine
bir damla boyun düşüyorum
kakalamaya başlıyor zihnim beni sana
gök boyunca ışıldıyor o damla
nefes alışverişlerim hızlanıyor
düğmelerim pantolonumun önünde birer parmaklık
boğum boğum yutkunmalarıma
-bedenim bedenine yad-
benden yabancı iniltilerin ilişiyor
atmosferin gökyüzüne dönüştüğü yerde
sertleşiyor o damla
derin soğuğun usul rüzgarlara denk gelmediği yerlerde
biraz daha sertleşiyor
kırmızıyı burada iç çamaşırı olarak hayal edemiyorum
kaçırırken gözlerimi gözlerinden
gözlerim gözlerine gözlerinden
ancak gözlerine denk geliyor
-hiç yaşamadığım bir heyecanı tüttürüyorum bu arada-
adımlarım sana doğru sıklaşıyor
bir nefes alayım derken
bir kaçı birden iniyor göğsüme
yavaşça biçimlenmeye başlıyor yağmur damlası
ya da sertleşmiş yağmur damlası
halkanın içine mızraklar inmeye başlamış oluyor
beethoven yükselmeye başlıyor
adımlarım kayarcasına
parkenin üzerinden uçuşuyor
kıyafetlerim birer yük
onları orada bırakıyorum
bir kuyumcuda cimri bir adamın altını yere düşüyor
nazikçe eğiliyor
bütün samimiyetiyle altının üzerine eğiliyor
onu rahatça bulmuş olmanın gülümsemesi
yüzüne işliyor
halka iyice biçimlenmiş oluyor
taklit edilmesi güç bir geometrik ifadeye dönüşüyor
burada ne yapacağımı bilmiyorum
bu yüzden kuyumcudaki adamı taklit ediyorum
göğsümdeki ter damlasına birer top mahiyetinde
çarpan nefesin başımı döndürmeye başlıyor
artık mükemmel bir sanat eserine dönüşmüş
kar tanesi evimin penceresine düşüyor
kar diyorsun
bakıyorum
kalkıp yerinden ona doğruluyorsun
çarpık aşklaşmada mükemmel defans örnekleri
kademen başı dönmüş ben tarafından karşılıksız bırakılıyor
ne güzel düşüyor yere kar