kendimi doğurmak istiyorum
yağmurun ruhumuzu temizlediği vaktin
buruşuklarımıza değdiği andayım
gözeneklerin masumiyeti arayıp
kapanmaya çalıştığı yerdeyim
bir erkeğin en masum olduğu
gecenin ikibuçuküçündeyim
yalnızım
yoldayım
arayıştayım
-yol ilhamdır-
bir şehrin en masum olduğu
çoğu insanın köle olduğu andayım
gitmek fiilinin en ağır bastığı
ve en çok orada kaldığı andayım
hiçkimsenin uğramadığı
bir tenin en soğuk anındayım
gitmek fikrinin yaktığı
yağmurun acımsı anındayım
herkesin kendini doğurmak istediği andayım
bir çok hikayenin yazıldığı
o hikayedeki karakterlerin
hüzünlü sonundayım
bir çok anın okunduğu
ilk aşkın
aşk teriminin
yazılan sorgulamaların
kuzgun arayışların
yapılmak için yapılan sanatın
üzerine konuşulamayanın
şiire su demenin
kızgın yağlar gibi eriyen nefretin
kalem tutulan çizgilerin
güneş yüzlü özlemlerin
yol-undayım
-yol her şeydir-
yaşanılan düzeni
terk etme ve üzerine içilen cigara
terk edememek üzerine içilen kadehler
ucuz yapışkan kağıtlar
ve *suyun aktığı yere bürünmek gibi bir derdinin olmadığı
avutulma üzerine kurulu geçen yıllar
bu kez
kendimi doğurmak istiyorum
bir karganın meme uçlarımı öperken
veyahut
bir kedinin tüyleri içinde uyurken
doğurmak istiyorum
doğuramama sanatları festivallerinin ortasında
eğitilmiş köpeklerin arasında
boyun eğmemek için tükenen bedenin
dengesizliğinde
casaddynin
*herkes tükenecek huzursuz olacak
ama oraya varmadan çılgınca yaşama tutkusu
sözlerinin enstrümantal etkisi
iyi bir gitarist olma tutkusu
baslarla sevişmek
ve sevişene dek uğraşma arzusu
ve
beat olmak
yolda yazmak
yolu yazmak
bindokuzyüzelliye gitmek
san fransisco olma
selam olanları anlayabilme arzusu
yol-da ruhunun ortasında
kendimi tanımak istediğim yerde
fikret kızılok sesinin bağışıklığında
herkesin dayattığı
her şeyi reddedip
istediğim ağaçta yuva kurmak
kurulan yuvayı yıkmak
ruhumu inşa edeceğim yerde
sinema ve tiyatro kelimesinin heyecanı
ve arş olan tutku
var olmayan şefkat
ve gidiyorum kendimi doğurmaya
*kendimi doğurmak istiyorum