3 Kasım 2017 Cuma

Sigaramın Umut Saçan Külü..

Sigaramın Umut Saçan Külü..


Bazen koşullar yarattığı ortamı bile algılayamıyordu.

Şule çok neşeli bir hayatının olduğunu zannetmek zorundaydı yaşamak için tek şansı buydu belkide.

Geçmişinde yaşadığı kötü anılar onu içten içe kemirmişti oysa o kadar güzel bir dünya taşıyordu ki içini kemiren kıssalarında ama nafile   her çağda karsımıza mutlaka çıkan pezevenk ruhlu adamlar bi damın daha üstüne kurulmuştu ve Şule daha 14 yaşındayken oturduğu apartmanın kapıcısı Rıza dayı tarafından şiddet ve tecavüze uğramıştı ondan sonra Rıza dayı kaç yıl hapis yatıp çıkmış bir daha da o sokağa gelmemişti o kadar ucuz kalmıştı herşey Şule ise bi ömür içini kemiren beynini sulandıran bi hap gibi o olayı yaşıyordu benliğinin dipçiklerinde.

Şule daha hiçbir şeyi kavrayamadan düşmüştü kıvılcımlaşan iç hesaplaşmalarına her defasında toplum sanki o suçluymuş gibi davranıyordu ona halbuki daha genç yaşında bir pezevenk hayatını mahvetmişti zorla acımadan dokunmuştu çiçek kokan tenine, Rıza pezevengi ise 2-3 yıl hapis yattıktan sonra hayatına kaldığı gibi pezevenkçe devam ediyordu. Olan Şuleye olmuştu ailesi çevresi herkes tarafından dışlanmıştı hiçbir suçu olmamasına rağmen bu kadar kolaydı herkes için bir gencin tecavüze uğrayıp suçlanması.

Şule yaşadığı çağın en afili acımasızlıklarına maruz kalmıştı kaç kez intihara kalkışsa da yapamadı ve başı dik bir davranış sergileyerek   Ay'ı Güneş ışığıyla suladı, kendisine yakışanda buydu her türlü acımasızlıklara diz boyu kahpeliklere başı dik durarak karşılık verdi hep gülmeye başladı sanki ağlayan sızlayan kendini suçlayan intiharlara kalkışan Şule gitti de güneş ısığıyla suladığı ayın tarlasında gülücükler saçan umut saçan bir Şule geldi.

Umutlar elbet birgün yeşerir, Şule umutları tüm düzenin altını üstüne getirecek bir şekilde bir çölün ortasında orman kurarcasına ağaçlar inşa etti. Hep dik durdu hep savaştı bu bidon düzenle onun bu savaşı yeryüzünde ki tüm kadınların savaşıydı.

Gün geldi Şule bir yangın külünün içinden Bülent'i tutarak kendi kurduğu ormanın oksijeni ile yaşattı Bülent'i yaşayan tüm ağaçlar gibi, eroin batağının en fiyakalı genci olan Bülent Şuleyle tanıştıktan sonra bu batağın içine bir fidan dikti tabi fidanı Şule verdi onun eline o fidanla bataklığı kurutup yeni fidanlar kurmaya karar verdiler.

Bülent aşık olduğu kadın sayesinde onun koro başını oynadığı bir şekilde kurtuldu o bataklıktan. Şule Bülent'i herkesin ona yaptığı gibi değil elinden tutarak çekti o bataklıktan ve basardı da bunu herkesin başaramayacağı bir şekilde ve sevdiler birbirlerini birbirleri için yaşadılar lakin yıllar evvel intiharlardan dönen Şule ve eroin batağının en son şırıngasında olan Bülent birgün birbirleri İçin yaşadığı ahşap ev de tüp patlaması sonucu yanarak kül oldular.

Şule ve Bülent o kadar birbirlerine, dünyaya umut benzini döktü ki  bedenleri bile birbirinden ayrı gömülmeye razı olmadı bir sigaranın külü gibi tüm sokaklara umut dağıtmak için yayıldı..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder