Bir Avuç Kusasım Var..
Kötü bir gün hatta boktan bir sabah, yumurta pişirmek için
dünyanın tüm pisliklerini içine topladıkları metal tavayı elime aldım, aldığım
gibi indirdim tekrar üzerinde benim kalbimdeki kadar katı olmayan kirli yağın
üzerine. Bir avuç kusasım var ama biliyorum ki kussam en az 100 kilo kusarım o
derece bir pislik dolanıyor içerde, içerde demişken benim içimde. Onca pislik
kusamadığımdan ve kendimle yüzleşemediğimden birikti içimde biliyorum bunu.
Siz, siz olun her gün kusun hemde her gün. Aslında dün gece ki olay pislikleri
kusmak istememe sebep oldu diye düşünüyorum. Ben hep pislik şeyler düşünürüm
ama bugün gayet realist kuş bakışı sergiliyorum, şaşırdım mı desen şaşırdım.
Dün geceye tekrar gitmek istemiyorum çünkü ilk kez pislikleri dışarı atma
isteği içime doğdu ama gitmeliyim sanırım en azından bugünlük zaten yarın gider
iki vakit cemaate görünür sonra da tesbihimi elime alır selam selam dolaşırım.
Sıkıntı yok yani hayat bundan ibaret, aslında benim içinde boğulduğum hayat.
Masanın karşısında bir hakimi canlandıran koltuğa yayılıp olanları düşünmeye
başladım. Dün gece uzun zamandır sevgilisiyle bizim mahallenin parkında buluşup
öpüşen Tuncay öldü ve gece rüyamdan hiç çıkmadı. Kalkıp namaz kıldım, dualar
ettim gecenin hiç ama hiç uyanmadığım vaktinde ama kâr etmedi. İki eli yakama
yapışık şekilde beni de götürüyordu o çukura ama ben ölmek istemiyorum,
istemiyorum laaaaaaannn. Sonra uyandım, çok kötü bir geceden sonra uyandım. Kimseye
kısmet olmayan böyle bir şey bana kısmet olmuştu. İşte kusmak istememin sebebi
burda yatıyor şu an Tuncay'ın mezarında yattığı gibi. Tuncay benim yüzümden mi
öldü acaba ? Bilemiyorum bu sorunun yanıtını, aslında biliyorum. Öldürüldü
Tuncay, hemde o parkta benim sürekli kahvede ispiyonladığım parkta. Yazık oldu
be! Ne yazık olacak be pezevenk fingirdeşmeyi iyi bilirdi, biraz gidip yansın
da anlasın bizi. Halbuki bende öyle güzel bir kadınla sevgili olup öpüşmek
isterdim ve her gece o parkta sabaha kadar onu arzu etmek istedim ama ben
kalkıp onu kötüledim, ispiyonladım, ayıptır, günahtır diyip mahallemize
yakışmaz dedim o namussuzun yaptığını. Çok realistim değil mi ? İçimde var olan
duyguyu sapkın davranışımdan ötürü kapamak istedim. Aslında ben her gece onun düzgün bacaklı, geniş kalçalı, esmer yüzlü, kumral saçlı, dik göğüslü, yarı çıplak giyimli sevgilisini hayal eder o(t)sbirmasyon moduna geçerim, ilahi adalet işte ne
diyelim. O pezevenk ise her gece pompa, la pompa, il pompino, le pompier vaziyetlerinden hiçbir dilde geri kalmıyordu hemde birçok fantezisiyle gece rüyalarımda çılgın danslar ederdi o
çekici karıyla beraber. Tuncay öldürüldü, sebebi vicdan muhasebesinde ben
olabilme ihtimalim var ama biz namuslu insanlarız ve izin vermeyiz böyle
namussuzluklara mahallemizde ki zaten o namus düşmanı hak ediyordu ölümü. Vicdanım da rahat zaten yarın gider yine devam ederim aynı şekilde selam veririm, tesbihimi sallar, camiye giderim sonra da çıkar kahveye gider mahallenin namus bekçiliğini yaparım. Bu gün size kâr kalsın..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder