Masa..
Ucuz marka bir klimanın etkisi olsa gerek kötü bir sıcak esiyordu inceden. İnce şeyler vardı masada ama anlaşılmaz bir derinlikteydi. O gözlerini dikmiş izliyordu sadece. İzlemek bazen soğuk bir odanın kalitesiz sıcaklığını resmediyordu. Adam ise çok yalnızdı, sıcak meteorlarla dolmuş odayı en ince ayrıntısına kadar seziyordu. Şarabı kadına doğru jest yaparcasına kaldırdı, kadın bunu hiç anlamadı. Anlamak istemedi aslında halbuki o anın içinde birçok çiğnenmemiş duygular kalıba sokulmuştu. Anlamak, sadece söylenen sözden çıkarmak istediğin anlam değildi. Anlamak aynı zamanda var olan sürenin içinde tüm anlamıyla var olmaktı, var olan zamanın ta kendisiydi. Kadın hiçbir zaman anlamayacaktı birşeyleri belki sonra anlayacaktı evet anlayacaktı sanırım, en kötüsü de bu ya sonradan anlamak. Hiçbir zaman o anın verdiği özgür bir başkaldırı olmayacaktı sanırım. Önlerinde ki şarap ezilmiş kadınların ezip şarap haline getirdiği üzümden var olmuştu tıpkı adamın ezilmiş ruhunun inşasını sağlayan kadından meydana geldiği gibi. Ruh ve beden bir bütünlük içinde var olduğu gibi adam da kadının bütünlüğünden somut bir var olmak savaşı veriyordu. Kaldırdığı şarabı yavaşça ağzına doğru götürdü, götürürken bardağın gözüyle temas sağlamasını istedi, başta çok düşündürücü bir durumdu bu sonrasında soğuk sıcak esen rüzgarlar bunu tam anlamıyla ifade ediyordu. O an kadını sezmek istedi, sezmekten kasıt en ince ayrıntısına kadar izlemek istedi, yüzünde oluşacak mutluluk hatlarını, şiirle karışık gözlerini, bir masum gülüşü içinde çilekler barındıran gülüşü ama nedense kaldırdığı bardağın arkasına saklamak istedi bunu. Ordan izlemek istedi, ordan yorulmak, ordan kavisli bir şekilde izlemek istedi. Kaybedecek birşey yoktu onun için belki ama böyle saklanmaya o da bir anlam verememişti. Yudumlamak içgüdüsünü sonuna kadar kullanarak 'sen' dedi. Aslında hep susacaktı çünkü hep susmuştu. İlk kez konuşmak istediği anlatmak istediği şeylerin var olduğunu anladı, belki de en çok bunun için susmak istedi. O an kadın herşeyden habersiz bir kelime söylemek istedi, adam yavaşça elleriyle sus dedi. O an kendisiyle tüm iç savaşını vermek istedi, kendisiyle savaşmak istedi, kendisini yenmek istedi ama yenemedi ve hiçbir zamanda yenemeyecekti.
Dünyanın en cesur insanı olsalar da o masa dünyanın en korkak masasıydı.
Sonra yıldızlar hiç konuşmamak üzere toplandılar onların üzerine,
kadın sustu, adam sustu.
Şiirler en can alıcı noktayı kustular, çiçekler açmadı zaten, çocuklar gülmedi bir daha ve o an dünya güneşin etrafında binlerce yıl dönmek istedi, adam kadını seyretti, kadın ise o anı..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder